Üye Girişi

Şifre:
 

İstatistikler

IP Adresiniz:

38.107.191.91
Toplam Hit : 59491
Toplam Üye: 36
Son üyemiz : ilhank
Online kişi : 7
Online Üyeler:



Hava Durumu
Istanbul

-----------
Ankara

-----------
Izmir

Giresun

-----------
Trabzon

-----------
Samsun

 
 
Köşe Yazılarımız

BİR ZAMAN DİLİMİNDE YAŞAMAK PDF Yazdır e-Posta
İsmet KEPÇEOĞLU tarafından yazıldı   
Çarşamba, 17 Mart 2010 20:13
Öyle bir zaman diliminde yaşıyoruz ki bu yazıyı yazma gereği duyuyorum.

Zamanı biraz geriye alarak başlayayım. Türkler yani biz Orta Asya da hüküm sürdük. Daha sonrasında çeşitli yerlere göç ettik. Yeni yurtlar edindik. Çoğaldık gittikçe. Bazen Dünya' ya hakim olduk bazen onlar bize. Ama genellikle biz onlara. Çünkü bağımsızlık kanımızda var. Fakat günümüz de öyle mi?

Yedi cihanda hüküm sürdük ama bir kez olsun - hadi belki olmuştur - bağımsızlıktan ödün vermedik. Vermeyeceğiz de.

Biz Türkler, özellikle kültürümüze bağlı bir milletiz. Edebiyatımıza,sanatımıza, musikimize kısacası kültür etkinliklerimizden ödün vermedik ama maalesef veremeyeceğiz diyemiyorum. Çünkü verdik.

Bizler kültürüyle var olan bir milletiz. Orta Asya daki Orhun Abidelerinden günümüze kadar uzanan edebiyatımız var. Sokaklarımızdan tarih fışkırıyor. Her toprak parçasından tarih fışkırıyor ama biz ona sahip çıkıyor muyuz?

İnsanlar anlaşmak için dilini kullanır. Kültürel etkileşimler de dil sayesinde olur. Eğer bir millet tarihinden, kültüründen kopmuş ise o millet dilinden kopmuş demektir. Günümüzde ise bu manzarayı görüyoruz.

Sokaktaki insan tarihini,atasını,ecdadını tanımıyor ise bu dilimizin yani Türkçemizin yok olmasındandır. Ama sokaktaki insanlara sorun Amerikalıları, sorun İngilizleri onu bilirler. Neden çünkü konuştuğumuz dil Türkçe den ayrıldı. Yani kültürümüzden, bizden ayrıldı. İngilizceye doğru kayıyor dilimiz. Şu anda dilimiz İngilizce değil ama Türkçe ile İngilizce arasında yani Turkhce

Sokağa çıkıp bir gözlemleyin. İnsanlar Amerikan filmlerindeki gibi giyinmeye çalışıyorlar, onlar gibi konuşmaya çalışıyorlar. Bu adamlar tabiî ki de kültürünü bilmez, ecdadını bilmez. Çünkü onu kültürüne bağlayan bağ yavaş yavaş yok oluyor. Oturup kimse de buna ses çıkarmıyor. Bu kadar meraklısı olduğunuzu bilmezdim, kovboy şapkası takıp hamburger yeme meraklısı olduğunuzu.
SAYGILARIMLA

 

 

EĞTİMİN VİTAMİNİ SEVGİ.      
İsmet KEPÇEOĞLU tarafından yazıldı   
Perşembe, 03 Eylül 2009 21:15
Sevgi dayalı eğitim veren okulda öğrenci suda ki balık gibidir ortamı terk etmek istemez. Sevgiden yoksun okulda ki öğrenci kafesteki kuş gibidir kulağı çıkış zilindedir. 
 

Sevgi, eğitim verimliğinde önemli bir faktördür. Sevgisiz, eğitim düşünülemez. Çocuk, gelişme çağında ailede, okulda ve çevrede yeterli sevgiyi görmelidir. Sevgisizlik, çocuğu aileden ve okuldan soğutur. Sokağa itebilir. Bunun için evler ve okullar birer sevgi ve şefkat yuvası olmalıdır. Çocukların başarısından cezalar değil sevgi ve takdir daha etkili olmaktadır. Sevginin bulunduğu yerde neşe, mutluluk, huzur, basarı ve verimlilik vardır. Çocukların eğitiminde önemli etkisi olan faktörlerden birisi de sevgidir. Çocukta diğer duygular gibi sevgi duygusu da doğuştan vardır. Ancak bu duygunun geliştirilmesi Sonradan ve dışarıdandır. Bunun için çocuklardaki bu duygu büyükleri tarafından iyi Yönlendirilerek geliştirilmesi gerekir. Bu geliştirme büyüklerin sevgi ortamında olmalıdır. Zamanla iki taraflı sevgi iletişimi oluşturulmalıdır. Oluşturulan sevgi ortamında çocuk, İstenilen ölçüde eğitilebilir. Çünkü sevgi, eğitimin itici gücüdür. Sevgi, eğitimde yararlanılması gereken önemli bir husustur. Sevgisiz eğitim düşünülemez. Temelinde sevgi olmayan eğitim başarıya ulaşamaz. Sevgi faktörü öğrenmeyi kolaylaştıran en önemli unsurdur. Eğiticiler öğrencilerini sevgi dünyasında gezdirerek eğitmelidirler. Gönül kapılarını onlara açık bırakmalıdırlar. Onlar bu kapıdan girerler ve öğretmenlerinin sevgi bahçelerinden istedikleri bilgi çiçeklerini dererek kolayca öğrenirler. Sevgi yoluyla girilebilen gönül kapısını öğrencilerine kapatan öğretmenin onlara öğretmeye çalıştığı bilgiler tasın üzerine ekilmiş tohumlara benzerler. Böylesi tohumlar asla çimlenemezler. Kin,.nefret, öfke ve şiddetin olduğu yerde sevgisizlik ve korku hakimdir. İnsan sevmediği ve korktuğu yerden öğrenmek bir yana hızla kaçar. Öğretmeninden korkudan dizleri titreyen bir öğrenci ona bilmediklerini nasıl sorabilir? Öğretmeninin sevgisini görmeyen öğrenci onunla hangi yoldan diyalog kurabilir? İçinde sevgi olmayan okula öğrenci isteksiz ve zoraki gider. Bunun için bazı aileler çocuklarını okullara göndermekte güçlük çekerler. O halde okulları da sevecen yönetici ve öğretmenlerle bir sevgi yuvası haline dönüştürmelidir. Oraya öğrenciler severek ve koşarak gitmelidirler. Sevgiyle de öğrenmelidirler. Sonuç olarak en kötü sınıf ortamı sokaklardan daha güvenlidir.Bu sorumlulukla çocuklarımızı sevgi ile okul ve sınıf ortamlarında büyütelim.
 
Menü
       Ana Sayfa
       Dernek Tüzüğümüz
       Yönetim Kurulumuz
       Dernek Çalışmaları
       EĞİTİM VE KÜLTÜR SAYFASI
       Forum
       MAKALELER
       Resim Galerimiz
       Site Üye Listesi
       Sohbet
       Ziyaretci Defteri
       Site İçi Arama
       İletişim Bilgileri
       YÖREMİZDEN HABERLER
       Köyümüz
       KÖŞE YAZILARIMIZ


Anket

FINDIK FESTİVALİ DEVAM ETSİNMİ

Toplam Oy : 94


Döviz Kurları

Alış
1 EUR : 1.9252 YTL
1 USD : 1.4936 YTL
Satış
1 EUR : 1.9345 YTL
1 USD : 1.5008 YTL

 
FIRATPEN KAPI VE PENCERE SİSTEMLERİ